BESİCİLİK
Sayın
üreticimiz; hayvancılık konusunda yapacağınız
yatırımlarda Bakanlığımızın sunduğu
hizmetlerden yeterince yararlanabilmek için
taşrada Bakanlık İl ve İlçe Müdürlüklerimize
merkezde Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel
Müdürlüğümüzün ilgili birimlerine baş vurmanız
yeterli olacaktır. Bakanlığımızca
hazırlanan Hayvancılığın Desteklenmesi
Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı 10 Mayıs
2000 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak
uygulanmaya başlanmıştır. Bu çalışmayla,
hayvan ırkının ıslahı ve hayvancılığın temel
girdisi olan kaliteli kaba yem üretiminin
artırılarak yem açığının ortadan kaldırılması
amaçlanmıştır. Kararname
çerçevesinde: 1-Yem bitkileri
ekilişi yapanlar, 2-Hayvan
ıslahını daha etkili ve yaygın hale getirmek
için sun’i tohumlama yaptıranlar ile sun’i
tohumlama ekibi kuranlar ve 3-Yurt içinde
yetiştirilen pedigrili veya sertifikalı
damızlık gebe düve satın alanlar
desteklenmektedir. A-Kuracağınız
işletmeye yurt içinden alacağınız damızlık
düveler için verilen destekten
yararlanabilmeniz için: 1-Damızlıkların
mutlaka ilk yavruya gebe ve pedigrili veya
sertifikalı olması gerekmektedir. Aksi
taktirde doğum yapmış inekler ve kayıtsız
düvelere destekleme pirimi ödenmemektedir.
2-Verilecek
prim miktarı her yıl başında Bakanlığımızca
tespit edilerek teşkilatımıza tamimle
duyurulmaktadır. Tespit edilen damızlık
fiyatları üzerinden pedigrili düvelere % 30,
sertifikalı düvelere %15 prim ödenmektedir. Bu
oranlara göre 2001 yılı için 240 ile 120
Milyon TL olarak ödeme öngörülmüştür.
B- Kuracağınız
işletmenin ihtiyacı olan damızlık gebe
düveleri yurt dışından temin etmeyi
düşündüğünüz taktirde Bakanlığımızca şartlı
olarak izin verilmektedir. Bunun için:
1-En az 100 baş
kapasiteli olmak üzere, barınak ve diğer
yatırımların tamamlamış olması, 2-Damızlık
düveleri 5 yıl süre ile satmayıp işletmesinde
tutacağına dair taahhütname ve banka teminat
mektubu, 3-İşletmenin
kapasite ve son durum raporu birlikte
Bakanlığımıza müracaat edilmesi halinde sağlık
ve teknik şartların uygun olduğu ülkelerden
ithalat izni verilmektedir. Bakanlığımızca
çiftçiye doğrudan verilen herhangi bir kredi
bulunmamaktadır. Kredi talepleriniz için T.C.
Ziraat Bankasının ilgili şubelerine başvurup
görüşmeniz gerekmektedir. Kredi
talebinizin değerlendirilebilmesi için
talebiniz doğrultusunda proje hazırlatıp İl
Müdürlüklerimize baş vurmanız gerekmektedir.
İl Müdürlüğümüz teknik yönden projenin uygun
olup olmadığını inceledikten sonra uygun
bulduğu projeyi ilgili T.C. Ziraat Bankası
şubesine intikal ettirecektir. Talep edilen
kredi miktarı İl yetkisini aştığı taktirde
projeleriniz Bakanlığımıza ve T.C. Ziraat
Bankası Genel Müdürlüğü’ne intikal edecek ve
gerekli değerlendirme yapılacaktır.
Yeni olarak
barınak yapmayı düşündüğünüz taktirde hangi
bölgede ne tip ahır -ağıl yapacağınız
hususunda teşkilatımızdan bilgi almanız
yatırım masraflarınızı azaltacak ve zaman
kaybınızı önleyecektir. Süt ineklerinin
yemlenmesinde en önemli nokta süt verimi,
canlı ağırlık ve sütteki yağ oranı göz önüne
alınarak hesaplanan günlük besin maddeleri
altında yemleme yapılmamasıdır. Süt veriminin
normal seyretmesi verime göre yemlemeye
bağlıdır. İhtiyacın altında yemleme verim
düşüklüğüne neden olacağı gibi hayvanın
sağlığının bozulmasına da neden olacaktır.Öte
yandan ihtiyacın üzerinde yemleme boşa
harcanmış para demektir.Yemlemede meydana
gelecek aksaklıklar verim kaybına neden
olacağı gibi daha sonra normal yemlemeye
geçilse dahi süt verimi normale dönmeyebilir.
Bu nedenle gelişme, gebelik, süt verimi ve
kuruda kalma dönemlerinde doğru besleme
yapılması üreticinin daima lehine olacaktır.
BUZAĞILARIN BAKIMI
VE BESLEMESİ Buzağının temiz
ve hijyenik bir ortamda doğması gerekir.
Doğumdan sonra anasının yalayıp kurutması
gerekmektedir. Eğer bu gerçekleşmezse temiz
kuru bir bezle buzağının temizlenip
kurutulması gerekmektedir. Göbek kordonu
tentürdiyotla dezenfekte edildikten sonra
buzağı bölümüne alınıp ağız sütü
içirilmelidir. Şayet anasından emzirilecekse
memeler sabunlu su ile iyice yıkandıktan sonra
emme yaptırılmalıdır. Ağız sütünü
doğumdan sonraki 1-2 sat içinde buzağı mutlaka
emmelidir. Ağız sütü içen buzağı sağlam yapılı
ve sağlıklı gelişir.Buzağı yemlemede temel
prensip, temizlik ve zamanlamadır. -Buzağılara
verilen süt buzağının vücut ağırlığının onda
birini geçmemelidir. -Buzağıya
verilen süt 36 dereceye kadar ısıtılıp ondan
sonra içirilmelidir. -Süt kapları ve
emzikler kullanıldıktan sonra iyice yıkanıp
temizlenmelidir. -Aşırı süt
içirme hemen ishale sebep olabilir, ishal
görüldüğünde süt verilmeyip sadece ılık temiz
su verilmelidir. Buzağı maması,
diğer bir deyişle ikame süt kullanılmasında,
ilk iki hafta buzağı önce ağız sütünü daha
sonra tam yağlı süt içmeli ikinci haftadan
sonra ikame süte başlamalıdır. Bir aylık
buzağıya günde 700-900 gram buzağı başlangıç
yemi verilmeli ilerleyen günlerde yem tüketimi
arzulanan seviyeye gelince buzağı sütten
kesilmelidir. Buzağıya,
yeteri kadar buzağı başlangıç yemi tüketinceye
kadar kaba yem verilmemelidir. Gerekirse 8-10
haftalık yaşa kadar beklenmelidir.
GEBE İNEKLERİN
BAKIM VE BESLEMESİ Gebe ineğin ilk
aylarında özel bir bakım gerekmez. Aşırı
besleme fazla yarar getirmez ancak yetersiz
besleme durumunda hayvan zarar görür.Gebeliğin
son 2-3 ayında diğer hayvanlardan ayrılmalı ve
yağlanmaya meydan verilmeyecek şekilde vücut
formunu koruyacak ve buzağının normal
gelişmesini sağlayacak şekilde kaliteli kaba
yem ve ilave konsantre yemle beslenmelidir.
Bu dönemde
yavru atma riskini azaltmak için bozuk, küflü
ve gaz yapıcı yemlerden ve aşırı soğuk su
vermekten kaçınılmalıdır. Hava soğuksa
doğumdan sonra ılık su verilmelidir. İneğin
doğumu müteakip hemen sağılması bazen süt
hummasına neden olabilir bu nedenle 3-4 gün
ineğin sütü tamamen bitecek şekilde
sağılmamalıdır. Eğer inek yattığı yerden
kalkamıyorsa Veteriner Hekime baş
vurulmalıdır.
SAĞMAL İNEKLERİN
BAKIM VE BESLEMESİ Süt ineklerinin
günlük olarak yaşama payı için canlı
ağırlıklarının 1/40 ı kadar kuru kaba yeme
ihtiyaçları bulunmaktadır. Yaklaşık olarak 500
Kg canlı ağırlıktaki bir ineğin yıllık kuru
kaba yem ihtiyacı 4 ton kuru yonca eş
değerindeki çeşitli kaba yemlerden oluşur. Bu
kaba yemler kuru veya sulu ( slaj) gibi
yemlerden oluşabilir. Yaşama payını
yediği kaba yemlerden sağlayan ineğin süt
verimi için ayrıca kesif yeme ihtiyacı
bulunmaktadır. Vereceği her 2,5 Kg süt için 1
Kg konsantre yeme ihtiyaç duyar. Süt ve yem
fiyatlarına göre yedirilecek yem ve elde
edilecek süt çiftçi tarafından ayarlanmalıdır.
Ekonomik olmadığı taktirde fazla yem yedirip
süt almak çiftçinin zararına neden olur.
Karlı süt
sığırcılığında verime göre yeterli beslemenin
yanında ucuza üretilen yemlerle beslemekte
önem arz etmektedir. Süt sığırcılığında temel
prensip kaba yem üretiminin işletme
arazilerinde üretilmesidir. Kaba yemin
dışardan satın alınması süt maliyetlerini
yükselteceğinden çiftçinin zarar etmesine
neden olacaktır. Süt maliyetini
düşürmek için sulu kaba yem olan slajı
rasyonlarda mutlaka kullanmak gerekir.
Sağmal
ineklerde gıdalardaki kokular kolayca süte
geçtiğinden, kokulu sulu yemler sağımdan sonra
yedirilmelidir. Sığırların et
verimini artırmak için besi sığırcılığı
yapılır. Besicilikte başarılı olmak için ,
hayvanın ırkı, yaşı, cinsiyeti, sağlığı ve
görünüşü önemlidir. Yerli
ırklarımızın besi kabiliyeti düşüktür. Yerli
ırk sığırlarımız kültür ırklarıyla melezlersek
daha iyi sonuç alırız. Şarole gibi etçi ırklar
, Holstein ve Montofon gibi ırkların
melezlenmesinden elde edilen yavruların et
tutma kabiliyetleri fazladır. Besiye alınan
sığırlar kapalı ahırlarda, açık sistem
ahırlarda yada merada beslenebilir. Genç
hayvanlar yaşlılara göre daha iyi besi
tutarlar. Kültür ırkları; 1-1.5 yaşında, yerli
ırklar 2 yaşında besiye alınmalıdır.
Erkek
hayvanlar, enenmiş ve dişi hayvanlara göre
daha iyi beslenirler. Genellikle derin, geniş,
uzun gövdeli, kısa boyunlu, küçük başlı geniş
ve düz sırtlı ve uzun sağrılı hayvanlar besi
için uygundur. Buna karşılık, hastalık dışında
zayıf kalmış hayvanlarda besi için tercih
edilebilir. Besiye alacağımız hayvanların ırk,
yaş, cinsiyet ve ağırlık yönünden aynı
özellikte olması yapacağımız beside bize
kolaylıklar sağlar. Ayrıca besiye alınacak
hayvanlar satın alındıktan sonra 7-10 gün
başka yerde tecrit edilmeli, iç ve dış parazit
yönünden mücadelenin yanı sıra aşılama,
koruyucu tedavilere de önem verilmeli ve bir
veteriner hekimin yardımına başvurulmalıdır.
Ahıra alınan hayvanların bireysel
özelliklerini takip edebilmek için her birine
kulak numarası takılması, her birine ait verim
kayıt defteri tutulması uygun olur. Bu kayıt
defterinde hayvanın sağlık durumu, işletmeye
geldiğinde ağırlığı, besi süresince göstermiş
olduğu ağırlık artışı gibi bilgiler yer
almalıdır. Böylece hayvanları daha iyi tanır
gerekli işlemlerde daha başarılı olabiliriz.
Besiye alınan hayvanları belli periyotlarda
örneğin ayda bir ağırlıklarını ölçmeliyiz
böylece besi tutmayanları ayırt ederek boş
yere besleme önlenmiş olur. Beslenme;
Hayvanı beslemeye başlarken yeme alıştırmak
gerekir. Bu amaçla konsantre yemden azar azar
arttırarak verilmelidir. Canlı ağırlığın %
2-2,5 oranında kuru madde karşılığı yem
tüketmesi (kaba yem+fabrika yemi)
gerekmektedir. Yem miktarı ve yemin ne kadarı
kaba ne kadarı kesif olacağı besi dönemine
göre değişir. Pratik olarak besi başında % 70
kaba , % 30 kesif yem, daha sonraları % 30
kaba, % 70 kesif yem, semirtme döneminde %
10-15 kaba, %85-90 kesif yem verilmesi
gerekir. Yaş pancar posası kullanılıyorsa
canlı ağırlığın % 5’ini geçmemelidir.
Besi hayvanı
120 günden daha az sürede taze yem veya kesif
yemle besleniyorsa, buna kısa süreli besi
denir. Besleme süresi 120-220 gün arasında
olursa buna orta süreli besi denir. Besleme
süresi 220 günü geçerse buna da uzun süreli
besi denir. Besiye
başlarken ne kadar süre de besi yapılacağı
kararlaştırılıp ona göre besiye başlanmalıdır.
Besi sonunda süreyi uzatıp kar
azaltılmamalıdır. Hayvanın her
100 kilo canlı ağırlığı için 1,5-2 kilo taze
veya kesif yem verilir bu tür yemlemeye tam
yemlemede denir. Bu tür yemlemeye başlarken
hayvanlar yeme yavaş yavaş alıştırılmalıdır.10
gün sonra artık günlük yiyebilecekleri kadar
bu yemden verilir. Böyle bir beside hayvanın
önünde devamlı yem bulunur. Bu uygulamada ilk
günlerde yem çok tüketiliyor gibi görünse de
sonradan hayvan ihtiyacı kadar yem tüketir ve
böylece hayvanlar çabucak et tutar.
Hayvanlar kesim
çağına geldikleri zaman et fiyatları istenilen
seviyede değil ise hayvanların besi
durumlarını muhafaza etmek için kısıtlı
besleme uygulamadır. Sığır başına 1-3 kilo
taze veya kesif yem verilir. Yemleme; Günde
2-3 kez yemleme yapılır.İlk yemleme sabah
erken, son yemleme ise karanlık çökmeden
yapılmalıdır. İkinci yemleme yapılacaksa bu
öğle üzeri yapılmalıdır. Besiye alınan
hayvanlara verilecek rasyonda hayvanların
günlük protein, enerji ve diğer temel gıda
ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde, mümkün
olduğunca çeşitli yemler bulunmalıdır. Bunlar
buğday, arpa, mısır, kepek, pamuk tohumu
küspesi veya ayçiçeği küspesi, kireç taşı,
tuz, vitamin ve mineral karması olabilir. Bu
besin maddelerinden hangisi elde bulunuyor ise
bir Zooteknist Ziraat Mühendisi veya Veteriner
Hekimin bilgisine müracaat edilerek bunlara
göre hayvanın ihtiyacı olan yem rasyonu
hazırlanır. Hayvan beslemede çok önemli yem
silajdır. Silaj ve diğer hasıl bitkilerin
silajları da kullanılabilir. Geniş arazisi
bulunmayan yetiştiriciler kesif yemin kaba
yemden daha ucuz olduğu durumlarda kesif yem
besisi uygulayabilirler. Bu tip beslemede
bütün besi süresince yemlemede hayvanlara 1
kg. civarında kuru ot yanı sıra sadece kesif
yem verilebilir. Besiye alınan
sığırlara kokuşmuş, küflenmiş yemler
verilmemeli, içirilen su da taze ve temiz
olmalıdır. Sığır
yetiştiriciliğinde en önemli çevre
koşullarında birisi barınakların durumu ve
uygun barınak tipi seçimidir. Bir hayvancılık
tesisi kurarken üretim yapmayı düşünülen
yörede üretilen ürünlerin (et-süt) uygun
fiyatlarla ve kesintisiz olarak her an
satabilecekmiyiz ? sorusuna cevap verilmesi
gerekir. Bu soruya olumlu cevap verebiliyorsak
ikinci aşamada yeterli kapasite miktarı
belirlemek gerekir. Bunun içinde işletmenin
yararlanacağı çayır mera varlığı ve kaba ve
kesif yem üretim olanakları göz önünde
bulundurulmalı, kapasite buna göre
belirlenmelidir. Bir işletmenin giderlerinin %
65-70’i yem girdisi tutmaktadır. Bu durumda
girdi maliyetlerini aşağıya çekmek işletmenin
ekonomik üretim yapmasını sağlamak için yem
üretimini işletmenin kendisinin
gerçekleştirmesi gerekmektedir. Barınak sistemi
seçiminde etkili ve önemli faktörlerden birisi
iklimdir. Besi için en uygun sıcaklık +4 C ila
+24 C arasındadır. -20 C’nin altı ile +32
C’nin üstü ise arzu edilmeyen sıcaklıklardır.
Süt inekçiliğinde ise sıcaklık +10 C ile +24 C
arasındadır. Bir diğer göz
önüne alınması gereken unsurda sermaye
miktarıdır. Sermayenin tümü barınak yapımına
aktarılmamalı, barınak yaptıktan sonra işletme
sermayesi içinde para gerekecektir. Onun için
en ekonomik şartları sağlayan barınak tipi
seçilmelidir. Barınak
tiplerini üçe ayırabiliriz. 1- Kapalı
Sistem 2- Yarı Açık
Sistem 3- Açık Sistem
Akdeniz, Ege,
Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Güneydoğu
Anadolu Bölgelerinde yarı açık sistem ve açık
sistem seçilebilir. Ancak bu bölgelerin
özellik arz eden sert iklim karakterli
yörelerinde ve Doğu Anadolu Bölgesinde kapalı
sistem tercih edilebilir. Kapalı sistem
barınakların bazı önemli sakıncaları vardır;
-Sabit bağlama
ve hareketsizlik sığırın hastalıklara karşı
direncini çoğaltır. -Özellikle uzun
süreli besilerde romatizmal eklem hastalıkları
ve kemik bozuklukları şekillenir. Bu durum
sığırın yem yemesini etkiler ve canlı ağırlık
artış hızını yavaşlatır. -Sığırların
önünde otomatik suluk mevcut değilse su
içmeleri kısıtlanır. -Yaz aylarında
sıcak bölgelerde besi yapma mümkün değildir.
Kapalı ve sabit
duraklı ahırların bazı avantajları da vardır.
Bunlar;
-Bu tip
ahırlarda sığırlar bağlandığından, sığırların
kontrolü ve temizlik kolaydır. -Her sığırın
canlı ağırlığına göre hesap edilen yem miktarı
kontrollü bir şekilde verilebilir. -Sığır tamamen
hareketsiz olduğundan karkasları daha fazla
yağlı olur. Buna bağlı olarak ta et
randımanları, serbest dolaşımlı ahırlarda
beslenen sığırlara oranla 2-3 puan daha yüksek
olur. Açık sistemli
barınakların da çok önemli avantajları vardır.
Bu avantajlar şöyle sıralanabilir; -Ahır yapımı
için fazla yatırım gerektirmez. Kapalı
ahırlara oranla en az %70 daha ucuza
yapılabilir. -İşçilik
giderleri çok azdır. -Bu sistemde
yılın 12 ayı besi yapılabilir. -Sığır
sağlığına çok uygundur. Sığırlar hastalıklara
dirençli olurlar. Sığırlarda tırnak uzamaları
şekillenmez. Ayak ve eklem hastalıkları çok az
görülür. -Bu sistemde
sığırlar yemleri iştahla yerler ve canlı
ağırlık artış hızları daha fazla olur.
-Bu tip
ahırlarda beslenmiş sığırların karkasları daha
kaliteli olur. -Karkasları
aşırı yağlı değildir. Açık sistemde
kış soğuklarında hayvanın hastalanmasından
korkulur. Ancak uygun besleme koşulları ile
-17 C de bile yeterli canlı ağırlık artışı
sağlanabilir. Bu bilgiler
ışığında ve illerde bulunan Bakanlık İl
Müdürlüklerinde ve T.C.Ziraat Bankası
şubelerinde görevli teknik personelin
görüşlerine de müracaat ederek barınak tipini
belirlemede en doğru seçimi yapma yoluna
gidiniz.
Kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı








